
Koray SIPÇIKOĞLU
YAZILARI


SANAT DİLENCİLERİ
Sanatçının yoksul olması ayıp değildir. Başarısız olması da değildir. Bir sanatçının hayatının herhangi bir döneminde işsiz kalması, parasız kalması, eserine alıcı bulamaması, salonunu dolduramaması da utanılacak şeyler değildir. Çünkü sanat, başarı garantisi verilerek çıkılan bir yol değildir. Ama tembelliği “sanatçı hassasiyeti”, beceriksizliği “toplumun sanata ilgisizliği”, üretimsizliği ise “anlaşılmamak” diye pazarlamak başka bir şeydir. Ben onlara sanat dilencileri diyorum.
EYLÜL 2026


AĞUSTOS 2026
VİRGÜL
Hayatın en mütevazı işareti belki de virgüldür.
Nokta kadar kesin değildir. Ünlem kadar gürültücü, soru işareti kadar kuşkucu da değildir. İki nokta gibi ardından gelecekleri haber vermez, parantez gibi hayatın dışına küçük odalar açmaz. Virgül yalnızca durur. Ama bitirmez. Belki de bu yüzden insana en çok benzeyen noktalama işaretidir.
Çünkü insan da hayatı boyunca durur. Yorulur, bekler, düşünür, vazgeçer gibi olur. Bazen bir kapının önünde, bazen bir hastane koridorunda, bazen bir tren garında, bazen artık çalmayacağını bildiği bir telefonun başında...
SESLENDİREN: Rana TOKA


TEMMUZ 2026
YOL UZUN, YÜREĞİM KUŞ MİSALİ
Yola çıktığımda karşıdan senin geldiğini bilmiyordum. Öylesine koyulmuştum, ellerim cebimde. Belirsiz bir esintiydi yüzüme vuran. Binlerce sıkıntım vardı. Yollar yanıyordu. Canım yanıyordu. Kararsızdım, yaşamakla ölmek arasında bir yerlere sıkışıp kalmıştım. Buruk bir türkü dilime dolanmıştı, yüreğim gibi buruk, yalnızlığım gibi buruk. Ayaklarım alıp başını gidiyor ve ben bunu engelleyemiyordum. Hızlıydım, soluk soluğa kalmıştım. Binlerce karınca beynimi kemiriyordu. Soluk ışıklarıyla güneş yavaş yavaş kayboluyordu. Ufukta hayatımın kayboluşu, gri renklerini güneşe vermişti. Siyahlar biraz sonra sahneye girecek biliyordum.
