
Koray SIPÇIKOĞLU
TEMMUZ 2026
YOL UZUN, YÜREĞİM KUŞ MİSALİ
Yola çıktığımda karşıdan senin geldiğini bilmiyordum. Öylesine koyulmuştum, ellerim cebimde. Belirsiz bir esintiydi yüzüme vuran. Binlerce sıkıntım vardı. Yollar yanıyordu. Canım yanıyordu. Kararsızdım, yaşamakla ölmek arasında bir yerlere sıkışıp kalmıştım. Buruk bir türkü dilime dolanmıştı, yüreğim gibi buruk, yalnızlığım gibi buruk. Ayaklarım alıp başını gidiyor ve ben bunu engelleyemiyordum. Hızlıydım, soluk soluğa kalmıştım. Binlerce karınca beynimi kemiriyordu. Soluk ışıklarıyla güneş yavaş yavaş kayboluyordu. Ufukta hayatımın kayboluşu, gri renklerini güneşe vermişti. Siyahlar biraz sonra sahneye girecek biliyordum.
Yola çıktığımda senden haberim bile yoktu. Ne yüzünü biliyordum ne kokunu. Bir hayal bile değildin belki. Âşık olabileceğim aklımın ucundan geçmiyordu. Daha bu sabah yalnızdım, daha bu öğlen yalnız. Dilimdeki türkü yalnızlığımı anlatıyordu. Yalanlardan uzaklaşmak için çıkmıştım belki de yola. Yalan insanların yalan yüzlerinden.
Yavaş yavaş üşümeye başlamıştım. Üşüdükçe hızlanıyor, hızlandıkça soluk soluğa kalıyordum. Yağmur da başlamıştı. Ceketimi almamıştım. Öylesine bir kaçıştı. Kendimi yollara fırlatmıştım. Sonucu zerre ilgilendirmiyordu. Bir kurşun sesi duyduğumu zannettim. Bir gök gürültüsü yarıp geçti yağmurun çisentisini. Saatim yoktu. Zaman sadece güneşin batışıydı. Dakikaların hiçbir anlamı yoktu. Sen daha yoktun.
Gökyüzü gümüşten bakıra döndüğünde kaderimin işlediği rengârenk nakışların henüz farkında değildim. Kırmızı, açık bir sarıyla başladı. Her adımımda koyulaştı, koyulaştı. Sıcacık bir el hissettim, bir rüyanın orta yerinde sıcacık bir temas. Karşıdan geliyordun, gülüşün bembeyaz.
Güneş, artık yoktu. Siyah, vazgeçmiş olmalıydı rolünden. Belki de iyi ezberleyememişti son repliğini. Gök bir kez daha gürledi. Anlık bir mutluluktu hayatın özünde yatan, o an anladım. Artık yalnız değildim, yüreğimde sen vardın. Artık hayatın bir anlamı var yanımdan geçip saçlarının kokusunu bıraktığından beri.
Yeni bir türkü tutturdum, dünyanın çevresinde bir tur daha atmaya karar verdim. Yol uzundu, yüreğim kuş misali….
- Boşluğa Gerdim Bedenimi - isimli kitabından
AŞKIN BİR İSMİ OLMALI
Yokluğunu hissettim gece yarısı
Ne bu içimdeki heyecan çözemiyorum
Sevdaya mı bulandı ellerim yoksa
Yağmur yağdı biliyorum öğle sonrası
Aklımı aldın başımdan hiç söyleyemem
Ne kadınsın ama gözlerin ışık
Rengarenk Gökkuşağı senden sonrası
Bir isim koymalı
Aşk tanrıçası
İçim içimi yedi ta gece yarısı
Sahilde tekneler varmış benden çok uzak
Sensiz deniz ne gezer bir çöl burası
Ne ayazı eksik ne fırtınası
Rüyalarıma da girdin Eylül sefası
Kimsin nesin bir bilsem
Zormuş sevdaya isimsiz şiir yazması
Bir isim koymalı
Aşk tanrıçası
Yazımı kışa çevirdin demiş ya usta
Seninki bin beter kar fırtınası
Hem varsın hem yoksun başım dönüyor
Hasretine şiir yazmak tam baş belası
Bahar gelsin diye dua etmeli
İki duble atıp öğle sonrası
Kelime seçmeli dert anlatacak
Yine de sana bir isim koymalı
Ne kadar zamansız bir şeysin oysa
Var mısın yok musun bilemiyorum
Şiir yazmak içimden geliyor ama
Aşık olmak zor iş
Aşk tanrıçası
SESLENDİREN: Rana TOKA
