


Mesela - Koray SIPÇIKOĞLU
Değişecek Bir Şeyler
Koray SIPÇIKOĞLU

Tanrı Korusun
Koray SIPÇIKOĞLU

Piyon Deyip Geçme
Koray SIPÇIKOĞLU

İstanbul Yanmadan Gel
Koray SIPÇIKOĞLU

Ne Olur Yani
Koray SIPÇIKOĞLU


DISCLOSURE DAY (İFŞA GÜNÜ)
Steven Spielberg’in 2023 yılında taslağını yazmaya başladığı senaryo, daha önce de pek çok projede beraber çalıştığı David Koepp’in de katkılarıyla 2026 yılında hayata geçirildi.
Disclosure Day, insanlığın yüzyıllardır peşinde olduğu o en büyük kâbusu ve sırrı odağına alıyor: Dünya dışı varlıklar!
Filmde, devletin en gizli arşivlerinden insanlıktan saklanan uzaylı yaşamına dair sarsıcı belgeleri çalan siber güvenlik uzmanı Daniel (Josh O'Connor) ve ansızın doğaüstü zihinsel yetenekler geliştirmeye başlayan meteorolog Margaret (Emily Blunt), kendilerini amansız bir insanlık mücadelesinin ortasında bulurlar. Peşlerindeki hükümet ajanlarından kaçarken kaderleri kesişen bu iki karakter, ellerindeki devasa hakikati tüm dünyaya canlı yayında ifşa etmek için zamana karşı yarışır. Sürekli daralan çember, yaklaşan küresel krizin gölgesi ve devlet mekanizmalarının üzerlerinde kurduğu derin psikolojik baskı, izleyiciye nefes kesen bir kovalamaca sunar. İnsanın uzaydaki yalnızlığını, belirsizliğin yarattığı varoluşsal korkuyu ve muktedirlerin ördüğü yalan duvarlarını sorgularken derin bir çaresizlik hissiyle baş başa kalırlar.
Gerçeklerin üzerindeki perdenin kalktığı ve tüm dünyayı sarsacak o ifşa anını izlerken zihniniz de büyük bir gerçeklik kırılması yaşayacak. İnsanlığın en kadim merakından doğan, yılın en sürükleyici ve psikolojik olarak en sarsıcı bilim kurgu gerilimi denilebilir. Gerçeklerle yüzleşmeye cesaretiniz var mı?

BACKROOMS (ARKA ODALAR)
İnternet kültürünün doğurduğu en yenilikçi psikolojik gerilim projelerinden biri olan Backrooms, vizyona girdiği gün gişe rekorları kırmıştır.
Henüz 20 yaşındaki Kane Parsons'ın ilk uzun metrajlı yönetmenlik denemesi olan 2026 yapımı film, Will Soodik tarafından yazılmıştır. Parsons'ın yıllar önce yaratmış olduğu bir web dizisinden ilham alınarak tasarlanmıştır.
Filmde, bir mobilya mağazası sahibi olan Clark (Chiwetel Ejiofor) ve terapisti Mary (Renate Reinsve), mağazanın bodrum katındaki bir duvarın içinden geçilerek erişilebilen, labirente benzeyen farklı bir boyutu keşfederler. Karakterler kendilerini sonsuz koridorlar ve boş odalarla dolu bir düzlemde bulur. Bu gizemli ve çıkışı olmayan yerde mahsur kalanlar, zamanın ve mekânın anlamını yitirdiği bir varoluş mücadelesine girer. Ürkütücü koridorların ve odaların sarı duvarları, floresan ışıklarının bitmek bilmeyen uğultusu ve sürekli değişen labirent benzeri yapısı, karakterler üzerinde derin bir psikolojik baskı oluşturur. Umutsuzluk ve yalnızlık hissiyle boğuşurken bir yandan varoluşlarını sorgular, bir yandan da kaçış yolunu bulmak için imkânsız gibi görünen zorluklarla yüzleşirler.
Bu alternatif boyutta sıkışıp kalmanın ve belirsizliğin yarattığı ürkütücü atmosferi izlerken zihniniz de farklı bir boyuta geçecek. Internet kâbusundan doğan, yılın en tekinsiz korku filmi denilebilir. Klostrofobiniz varsa izlemeniz tavsiye edilmez!

THE RETURN (DÖNÜŞ)
The Return, Uberto Pasolini tarafından yönetilen ve başrollerinde Ralph Fiennes ve Juliette Binoche'un oynadığı bir dram filmidir. Homeros'un klasik eseri Odysseia'nın Edward Bond, John Collee ve Pasolini tarafından uyarlanmıştır.
Destansı bir kahraman hikâyesi olmanın ötesine geçerek, eve dönüşün ne anlama geldiğini, savaşın ve kaybın bir insanı nasıl değiştirdiğini sorgulayan, karanlık ve gerçekçi bir yeniden anlatım sunmaktadır.
Yıllar süren Troya Savaşları’nın ardından yorgun ve sefil bir adam Ithaca’nın kıyısına vurduğunda, geride bıraktığı yalnızca krallığı değil, kendi adıdır. Ralph Fiennes’ın hayat verdiği Odysseus, yirmi yıllık bir yokluğun ardından evine döndüğünde karşısında sinsi bir ihanet çemberi ve onu tanıyamayacak kadar değişmiş bir diyar bulur. Juliette Binoche’un canlandırdığı Penelope ise sadakatle ördüğü bu bekleyişin en acımasız sınavındadır.
Mitolojinin en kadim dönüş hikâyesini, et kemiğe bürünen insani bir hesaplaşmayla harmanlayan The Return; hafızanın, aidiyetin ve zamana yenik düşmeyen arzunun felsefi bir portresi. Sessizliğin kelimelerden daha gürültülü konuştuğu, her anı şiirsel bir derinlik taşıyan zamansız bir sinema yolculuğu.

Dan BROWN - SIRLARIN SIRRI
Gerilim romanlarının tartışmasız ismi Dan Brown uzun süre sonra okurlarıyla yeniden buluşuyor! Soluksuz okunacak bu başyapıtla tüm okurları sadece Dan Brown’ın kurgulayabileceği o gizemli dünyaya davet ediyoruz! Saygın Simgebilim Profesörü Robert Langdon, yeni bir ilişkiye başladığı noetik bilimci Katherine Solomon’ın vereceği konferansa katılmak için Prag’a gider.
Doktor Solomon insan bilincinin doğasına dair şaşırtıcı keşi erin anlatıldığı, yüzyıllardır süregelen inançları altüst edebilecek bir kitap yayımlamak üzeredir. Ancak acımasız bir cinayet hayatlarını tam anlamıyla kaosa sürükler ve Katherine kitabıyla birlikte aniden ortadan kaybolur. Prag’ın kadim mitlerinden fırlamışa benzeyen azılı bir katilin peşine düşen Langdon ise kendisini aniden karanlık bir örgütün hedende bulur. Olaylar Londra ve New York’a doğru genişlerken Langdon zamana karşı yarışmak zorunda kalır. Zira profesörün peşine düştüğü şey yalnızca bir kayıp vakası değil, insan zihni ve bilincine dair bildiğimiz her şeyi sonsuza dek değiştirebilecek bir uyanış ve gizli kapıların ardında bekleyen Gerçek’tir.
Bilimin soğuk gerçekleriyle kadim öğretilerin iç içe geçtiği bu akıl almaz serüvende tek bir soru her şeyi değiştirecektir: Gerçek nedir ve nereye gizlenmiştir?
