

BACKROOMS (ARKA ODALAR)
İnternet kültürünün doğurduğu en yenilikçi psikolojik gerilim projelerinden biri olan Backrooms, vizyona girdiği gün gişe rekorları kırmıştır.
Henüz 20 yaşındaki Kane Parsons'ın ilk uzun metrajlı yönetmenlik denemesi olan 2026 yapımı film, Will Soodik tarafından yazılmıştır. Parsons'ın yıllar önce yaratmış olduğu bir web dizisinden ilham alınarak tasarlanmıştır.
Filmde, bir mobilya mağazası sahibi olan Clark (Chiwetel Ejiofor) ve terapisti Mary (Renate Reinsve), mağazanın bodrum katındaki bir duvarın içinden geçilerek erişilebilen, labirente benzeyen farklı bir boyutu keşfederler. Karakterler kendilerini sonsuz koridorlar ve boş odalarla dolu bir düzlemde bulur. Bu gizemli ve çıkışı olmayan yerde mahsur kalanlar, zamanın ve mekânın anlamını yitirdiği bir varoluş mücadelesine girer. Ürkütücü koridorların ve odaların sarı duvarları, floresan ışıklarının bitmek bilmeyen uğultusu ve sürekli değişen labirent benzeri yapısı, karakterler üzerinde derin bir psikolojik baskı oluşturur. Umutsuzluk ve yalnızlık hissiyle boğuşurken bir yandan varoluşlarını sorgular, bir yandan da kaçış yolunu bulmak için imkânsız gibi görünen zorluklarla yüzleşirler.
Bu alternatif boyutta sıkışıp kalmanın ve belirsizliğin yarattığı ürkütücü atmosferi izlerken zihniniz de farklı bir boyuta geçecek. Internet kâbusundan doğan, yılın en tekinsiz korku filmi denilebilir. Klostrofobiniz varsa izlemeniz tavsiye edilmez!

THE RETURN (DÖNÜŞ)
The Return, Uberto Pasolini tarafından yönetilen ve başrollerinde Ralph Fiennes ve Juliette Binoche'un oynadığı bir dram filmidir. Homeros'un klasik eseri Odysseia'nın Edward Bond, John Collee ve Pasolini tarafından uyarlanmıştır.
Destansı bir kahraman hikâyesi olmanın ötesine geçerek, eve dönüşün ne anlama geldiğini, savaşın ve kaybın bir insanı nasıl değiştirdiğini sorgulayan, karanlık ve gerçekçi bir yeniden anlatım sunmaktadır.
Yıllar süren Troya Savaşları’nın ardından yorgun ve sefil bir adam Ithaca’nın kıyısına vurduğunda, geride bıraktığı yalnızca krallığı değil, kendi adıdır. Ralph Fiennes’ın hayat verdiği Odysseus, yirmi yıllık bir yokluğun ardından evine döndüğünde karşısında sinsi bir ihanet çemberi ve onu tanıyamayacak kadar değişmiş bir diyar bulur. Juliette Binoche’un canlandırdığı Penelope ise sadakatle ördüğü bu bekleyişin en acımasız sınavındadır.
Mitolojinin en kadim dönüş hikâyesini, et kemiğe bürünen insani bir hesaplaşmayla harmanlayan The Return; hafızanın, aidiyetin ve zamana yenik düşmeyen arzunun felsefi bir portresi. Sessizliğin kelimelerden daha gürültülü konuştuğu, her anı şiirsel bir derinlik taşıyan zamansız bir sinema yolculuğu.

Dan BROWN - SIRLARIN SIRRI
Gerilim romanlarının tartışmasız ismi Dan Brown uzun süre sonra okurlarıyla yeniden buluşuyor! Soluksuz okunacak bu başyapıtla tüm okurları sadece Dan Brown’ın kurgulayabileceği o gizemli dünyaya davet ediyoruz! Saygın Simgebilim Profesörü Robert Langdon, yeni bir ilişkiye başladığı noetik bilimci Katherine Solomon’ın vereceği konferansa katılmak için Prag’a gider.
Doktor Solomon insan bilincinin doğasına dair şaşırtıcı keşi erin anlatıldığı, yüzyıllardır süregelen inançları altüst edebilecek bir kitap yayımlamak üzeredir. Ancak acımasız bir cinayet hayatlarını tam anlamıyla kaosa sürükler ve Katherine kitabıyla birlikte aniden ortadan kaybolur. Prag’ın kadim mitlerinden fırlamışa benzeyen azılı bir katilin peşine düşen Langdon ise kendisini aniden karanlık bir örgütün hedende bulur. Olaylar Londra ve New York’a doğru genişlerken Langdon zamana karşı yarışmak zorunda kalır. Zira profesörün peşine düştüğü şey yalnızca bir kayıp vakası değil, insan zihni ve bilincine dair bildiğimiz her şeyi sonsuza dek değiştirebilecek bir uyanış ve gizli kapıların ardında bekleyen Gerçek’tir.
Bilimin soğuk gerçekleriyle kadim öğretilerin iç içe geçtiği bu akıl almaz serüvende tek bir soru her şeyi değiştirecektir: Gerçek nedir ve nereye gizlenmiştir?
