
Opr. Dr. Meltem TURNA
AĞUSTOS 2026
BELKİ DE BU HİKAYELERDEN BİRİ SİZİN
Sabah hazırlanırken aynanın karşısında durdu.
“Bu ay da gecikti…”
Telefonunu eline aldı, takvime baktı. Bir kez daha günleri saydı. Sonra yapay zekaya o meşhur cümleyi yazdı: “Adetim 8 gün gecikti, neden olabilir?”
Üç dakika sonra hamilelikten hormon bozukluğuna, stresten erken menopoza kadar birçok ihtimali okumuş ve hafifçe paniklemişti. Telefonu kapattı.
“Ben en iyisi bir doktora gideyim…”
Bir başka kadın, o sabah elinde iki çizgili gebelik testiyle banyodan çıktı. Mutlu muydu?
Çok. Heyecanlı mıydı? Fazlasıyla. Ama mutluluğunun hemen ardından küçük bir endişe geldi: “Peki şimdi ne yapacağım?”
Ne yemeliydi?
Kahve içebilir miydi?
Spor yapabilir miydi?
Bu ağrı normal miydi?
Bebeğin kalp atışı ne zaman duyulacaktı?
Ve belki de anneliğin en tanıdık sorularından biriyle tanışmıştı: “Acaba her şey yolunda mı?”
Bir başka kadın ise aylardır aynı cümleyi duyuyordu: “Ee, siz ne zaman çocuk düşünüyorsunuz?” Gülümsüyordu. “Bakalım, kısmet…”
Ama kimse onun her ay adet olduğunda yaşadığı küçük hayal kırıklığını bilmiyordu.
Kimse yumurtlama günlerini takip ettiğini, test sonuçlarını defalarca kontrol ettiğini ve bazen kendi kendine: “Acaba bende bir problem mi var?” diye düşündüğünü bilmiyordu.
Bir başka kadın 47 yaşında, geceleri üzerindeki örtüyü atıyor, birkaç dakika sonra üşüyüp yeniden çekiyordu. Bir gün çok neşeliyken ertesi gün sebepsizce gergindi. Adet düzeni de değişmişti. “Ben n’oluyorum böyle?” dedi arkadaşına.
Arkadaşı sakin bir şekilde cevap verdi: “Canım… yaş.”
Oysa bazen mesele sadece yaş değildir. Bazen beden, yeni bir döneme geçtiğini anlatmaya çalışıyordur.
Belki bu hikâyelerden biri, size tanıdık geldi. Belki hiçbiri… Çünkü her kadının hikâyesi farklıdır. Ama yıllardır kadınlarla aynı odada oturan bir hekim olarak şunu çok iyi biliyorum: Bir kadının bedeniyle ilgili anlattığı hiçbir hikâye yalnızca bedeniyle ilgili değildir.
Bir adet gecikmesi bazen basit bir hormonal değişikliktir; bazen kalbi hızlandıran bir endişe.
Bir ultrason görüntüsü bazen tıbbi bir ölçümken, bazen yıllardır beklenen bir hayalin ilk anıdır.
Bazen sessizlik vardır.
Bazen bekleyiş.
Bazen yeniden deneme cesareti.
Bazen de “Ben anne olmak istiyor muyum?” sorusu.
Bazen doğumdan sonra aynaya bakıp eski bedenini aramak…
Bazen kırklı yaşlarda değişen bedeni fark edip sessizce “Ben yaşlanıyor muyum?” diye düşünmek…
Unutulmaması gereken bir hakikat var ki; kadın bedeni hayat boyunca değişir.
İlk adetle değişir.
Aşkla değişir.
Cinsellikle değişir.
Gebelikle değişir.
Doğumla değişir.
Kayıplarla değişir.
Menopozla değişir.
Zamanla değişir.
Ama bu değişimlerin içinde en az öğrendiğimiz şey, kendi bedenimizi dinlemektir. Çünkü kadınlara çoğu zaman “dayanmak” öğretilir:
“Ağrıdır geçer.”
“Her kadında olur.”
“Strestendir.”
“Yaşındandır.”
“Doğumdan sonra normal.”
“Menopoz işte…”
Ve kadınlar zamanla, belki tercihen, belki mecburen kendi bedenlerinin sinyallerini küçümsemeye, görmezden gelmeye başlar.
Ben bu köşede size başka bir şey söylemek istiyorum: Bedeninizi merak edin, onu dinlemeyi öğrenin, ve en önemlisi soru sormaktan çekinmeyin. Çünkü kadın sağlığında çoğu konu “ayıp olur mu?”, “herkeste var mı?” ya da “önemsiz mi?” diye ertelenir. Oysa “El alem ne der?” jürisine kulaklarınızı tıkamanız gereken bir yerdir kadın sağlığı. Bilakis ertelenen her soru, bazen önemli bir cevabı geciktirir.
O zaman herkese merhaba, ben Op. Dr. Meltem Turna. 2015 yılından beri hekim, 2022 yılından beri Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı, bir süredir de Perinatoloji alanında ihtisas yapmakla meşgulüm. Bir hocamız hastalık yoktur hasta vardır derdi. İşte burdan yola çıkarsak mesleğim bana sadece kadın bedenini değil, kadınların hikâyelerini de öğretti. Bir muayene odasında bazen büyük bir heyecana, bazen yıllardır söylenmemiş bir soruya, bazen korkuya, bazen gözyaşına, bazen de “Her şey yolunda” cümlesinin yarattığı rahatlamaya tanıklık ediyor çünkü insan bir yerde.
İşte bu nedenle bu platformda tam da bunları konuşacağız. Ama bir ders kitabı gibi değil de bir kahve sohbeti gibi. Bazen bir hikâyeyle başlayacak, bazen doğru bilinen yanlışları konuşacağız. Bazense kimsenin konuşmadığı konulara değineceğiz. Adet düzensizlikleri, gebelik, doğum, korunma yöntemleri, menopoz ve kadın bedeninin tüm değişimlerini birlikte ele alacağız.
Ve evet…
Bazen susulan şeyleri de konuşacağız.
Çünkü bilgi korkutmak için değil, kadının kendi bedeni üzerinde söz sahibi olmasını sağlamak içindir.
Ben burada size “şunu yapın” demekten çok, bedeninizi anlamanıza eşlik eden bir yol arkadaşı olmak istiyorum. Tabi sizler de isterseniz… Belki bir yazıda kendinizi, bir cümlede arkadaşınızı, annenizi, belki de yıllardır normal sandığınız bir şeyi bulmanıza yardımcı olacağım. Ve belki sadece şunu hissedeceksiniz:
“Demek bunu yaşayan yalnız değilmişim.”
O yüzden burası sadece benim yazdığım bir köşe değil, birlikte konuşacağımız, paylaşacağımız bir yer. Çünkü her kadının hikâyesi başka ve her hikâye anlaşılmayı hak eder.
Hazırsanız, tanıştığımıza çok memnun oldum.
Hikâyelerimize başlayalım. 🌿
SESLENDİREN: Rana TOKA
